Bernina Express ile İsviçre Alpleri & Lauterbrunnen Vadisi Turu
• Türk Hava Yolları ile İstanbul - Milano gidiş / Stuttgart – İstanbul dönüş
• 72 şelaleli vadi: Lauterbrunnen Vadisi, İsviçre Alplerinin gözdesi.
• Como: Como Katedrali, Piazza Cavour ve tarihi merkez yürüyüşü
• Como Gölü kıyıları: göl kasabası dokusu, meydanlar ve manzara rotası
• Lugano: göl kıyısı yürüyüş hattı, Parco Ciani, Piazza della Riforma; Monte Brè / Monte San Salvatore manzara seçeneği
• Tirano – Chur: Bernina Ekspresi ile yaklaşık 4,5 saatlik panoramik tren yolculuğu (Albula–Bernina UNESCO hattı)
• Zürih: Eski Şehir, Limmat kıyısı, Bahnhofstrasse, Grossmünster – Fraumünster, Lindenhof
• Lauterbrunnen Vadisi: Mürren (araçsız köy), Mürren–Gimmelwald yürüyüşü ve Trümmelbach Şelaleleri
• Wengen: araç girişine kapalı dağ köyünde iki gece konaklama; vadinin üzerinde, trenle ulaşılan sakinlik
• Kleine Scheidegg: Eiger, Mönch ve Jungfrau'nun tam karşısında panoramik hat
• Grindelwald: Eiger'in eteğindeki alpin köy, ahşap mimari ve buzul vadisi manzarası
• Alsace Ş. Yolu: Eguisheim ve Riquewihr - yarı ahşap evleri, çiçekli cumbaları ve sur içi dokusuyla Fransa'nın en sevilen iki bağ köyü
• Colmar: Petite Venise kanalları, renkli tüccar evleri ve Unterlinden Müzesi çevresi
• Strasbourg: UNESCO listesindeki Grande Île, Notre-Dame Katedrali ve astronomik saati, Petite France kanalları
Kişi Başı Tur Fiyatı (Yetişkin)
Bu tur minimum 5 kişi ile kesin kalkış garantisi verir.
Rezervasyon: Tur Tarihi Seçiniz
Tur Günleri
GİDİŞ UÇUŞ BİLGİLERİ
Tur Hareket Saati ve Yeri: 06:55 İstanbul Havalimanı
Turumuz Türk Hava Yolları’nın TK1873 nolu seferiyle saat 06:55’te İstanbul Havalimanı’ndan Milano Malpensa Havalimanı’na hareket eder.
Uçuşun süresi yaklaşık 2 saat 45 dakika olup varış saati zaman farkına bağlı olarak değişmektedir.
Milano'ya iniş sonrası pasaport kontrolünden geçilir.
UÇUŞ BİLGİLERİ
Milano'ya gidiş için uçuşumuz aşağıdadır.
Havayolları uçuş saatlerinde değişiklik yapabilir. Lütfen güncel tarifeleri kontrol ediniz.
Turun hareket saati, tablo içinde * ile işaretli uçuşa göre planlanmıştır.
Tura dahil olan uçak bileti Türk Hava Yolları tarifeli seferi üzerinden düzenlenir.
Bilet kategorisinin tükenmesi durumunda misafirler, uygun alternatif uçuş saatlerine göre yönlendirilebilir.
ÖNEMLİ NOTLAR
• Aktarmalı uçuş tercih eden misafirlerden, bilet farkı ve oluşacak ek transfer bedelleri ayrıca tahsil edilir. (Ankara, İzmir ve diğer iller)
• Tur programından bir gün önce gelmek veya bir gün sonra dönmek isteyen misafirler için ek konaklama + ek transfer ücretleri ayrıca uygulanır.
• Havayolları uçuş saat ve parkur değişikliği yapabilir; bu değişiklikler Bukla’nın kontrolünde değildir ve anında misafire bildirilir.
TÜRK HAVA YOLLARI
|
Sefer No |
Güzergah |
Kalkış |
Varış |
Uçuş Süresi |
|
TK 1873 |
İstanbul (IST) → Milano Malpensa (MXP) |
06:55 |
12:00 |
Yaklaşık 2 saat 45 dakika |
Türk Hava Yolları’nın 06:55 kalkışlı TK1873 sefer sayılı uçuşu ile İstanbul Havalimanı’ndan Milano’ya uçuyoruz. Varışımızın ardından pasaport ve bagaj işlemlerini tamamlayıp bizi bekleyen aracımızla buluşuyoruz. Milano Havalimanı’ndan Como’ya transfer, trafik durumuna göre genellikle yaklaşık 45 dakika – 1 saat kadar sürecek.
Como’ya varışımızla birlikte şehri “göl kenarından” keşfetmeye başlıyoruz. İtalya’nın zarif şehirlerinden biri olan Como’daki ilk durağımız iki yüz yılı aşkın sürede tamamlanmış Como Katedrali oluyor; gotik cephesiyle başlayıp rönesans kubbesiyle biten, taşa yazılmış bir mimarlık günlüğü gibi. Katedralin gölgesinden çıkıp Piazza Cavour'a yürüyoruz ve meydanın ucunda göl bir anda önümüze seriliyor. Kahvemizi burada, suya bakan bir masada içiyoruz.
Ardından Como Gölü'nün kıyı rotasına giriyoruz. Yol boyunca villaların demir kapıları, servi sıraları, iskeleye bağlanmış tekneler ve karşı kıyıya asılmış küçük kasabalar birbirini kovalıyor. Bu göl neden yüzyıllardır ressamların ve bestecilerin sığınağı olmuş, birkaç viraj sonra anlıyoruz.
Sınırı geçip Lugano'ya vardığımızda İsviçre'deyiz ama tabelalar hala İtalyanca. Ticino'nun bu şehri iki dünyanın tam ortasında duruyor: İsviçre'nin düzeni, İtalya'nın tadı. Parco Ciani'nin palmiyeleri arasından geçip Piazza della Riforma'ya çıkıyoruz; akşamüstü meydanın kafeleri doluyor, göl sakinleşiyor. Dileyen misafirlerimiz füniküler ya da teleferikle Monte Brè veya Monte San Salvatore'ye çıkıp şehri yukarıdan izleyebilir.
Öne çıkanlar: Como Katedrali ve Piazza Cavour · Como Gölü kıyı rotası · İsviçre'nin İtalyanca konuşan yüzü Lugano · Göl kenarında ilk akşam
Sabaha acele etmeden başlıyoruz. Kahvaltının ardından göl kıyısında kısa bir yürüyüş yapıyor, ardından Como Gölü'nün doğu yakasını izleyerek Valtellina vadisine, Tirano'ya iniyoruz. Bugün aracımızı bir kenara bırakıyor, dünyanın en güzel demiryollarından birine biniyoruz.
Bernina Ekspresi, İtalya'nın bağ teraslarından İsviçre'nin buzul geçitlerine kadar dört buçuk saat boyunca bizi yukarı taşıyor. Yolculuğun daha ilk yarım saatinde Brusio'nun dairesel viyadüğüne geliyoruz: tren kendi etrafında tam bir tur atarak yükseliyor ve az önce üzerinden geçtiğimiz kemerleri bu kez altımızda görüyoruz. Ardından Poschiavo vadisi, adını gölden alan durakları ve ahşap çanlı kiliseleriyle açılıyor.
Alp Grüm'de ağaç sınırını geride bırakıyoruz. Camın dışında artık yalnızca kaya, kar ve buz var. Bernina Geçidi'nin 2.253 metresine çıktığımızda Morteratsch buzulu bütün ağırlığıyla karşımızda duruyor; yaz ortasında bile buranın rengi beyaz ve turkuaz.
Yolun son bölümünde Albula hattına geçiyoruz ve Landwasser Viyadüğü'nden geçerken herkes aynı anda camlara dönüyor: altı kemer, altmış beş metre yükseklik ve viyadüğün bittiği yerde doğrudan kaya duvarına açılan bir tünel ağzı. Bu hat, taşıdığı manzara kadar taşındığı yöntemle de UNESCO Dünya Mirası listesinde.
Chur'da trenden iniyoruz. İsviçre'nin en eski yerleşimi sayılan bu şehirden sonra rotamız kuzeye, Zürih'e dönüyor. Akşam otelimize yerleşiyor, günün yorgunluğunu Limmat'ın kıyısında kısa bir yürüyüşle üzerimizden atıyoruz.
Öne çıkanlar: UNESCO listesindeki Albula–Bernina hattı · Brusio dairesel viyadüğü · 2.253 metrede Bernina Geçidi · Landwasser Viyadüğü
Güne Zürih'te başlıyoruz. Şehrin en eski çekirdeği Lindenhof tepesinde; bir zamanlar Roma gümrük kalesinin durduğu bu düzlükten Limmat'ın iki yakası ve karşıdaki çatı denizi bir arada görünüyor. Aşağı inip Grossmünster'in ikiz kulelerinin altından geçiyor, ardından Fraumünster'e giriyoruz: Marc Chagall'ın yaşının seksenini geçtikten sonra tasarladığı vitraylar, içeri düşen ışığı kırmızıya ve maviye boyuyor. Bahnhofstrasse'nin vitrinleri arasından yürüyüp Niederdorf'un dar sokaklarında turumuzu tamamlıyoruz.
Öğleden sonra güneye, dağların içine giriyoruz. Yaklaşık iki buçuk saatlik yolculuğun sonunda Lauterbrunnen Vadisi'ne indiğimizde araç kendiliğinden yavaşlıyor çünkü herkes yukarı bakıyor. Vadinin iki yanındaki dikey kaya duvarlarından yetmiş iki ayrı şelale dökülüyor ve bunların en bilineni, köyün hemen üzerinden neredeyse üç yüz metre serbest düşen Staubbach Şelalesi. Rüzgar estiğinde su yere varmadan dağılıyor, adını da buradan alıyor: toz şelale.
Vadinin tabanından yukarı çıkıyor, Mürren'e varıyoruz. Araç girmeyen bu köy, karşısındaki Eiger, Mönch ve Jungfrau üçlüsüne balkon gibi bakıyor. Ahşap evlerin arasından geçen tek sokakta yürürken duyduğumuz tek ses, uzaktaki çan sesleri oluyor.
Mürren'den Gimmelwald'a inen patikaya giriyoruz. Yüz kişinin yaşadığı bu küçük köy, İsviçre'nin turizmden en az etkilenmiş yerlerinden biri; samanlıklar hala kullanılıyor, kapılara isim yerine aile arması asılı. Yürüyüşün sonunda teleferikle vadi tabanına iniyoruz.
Günü, bavullarımızla birlikte dişli çark treniyle Wengen'e çıkarak tamamlıyoruz. İki gece boyunca evimiz olacak bu köye de araç girmiyor; vadinin dört yüz metre üzerindeki bu balkonda akşam olduğunda geriye yalnızca dağların sessizliği kalıyor.
Öne çıkanlar: Lindenhof'tan Zürih manzarası · Chagall vitraylı Fraumünster · 297 metreden dökülen Staubbach Şelalesi · Araçsız iki dağ köyü
Sabah Wengen istasyonundan yukarı doğru yola çıkıyoruz. Tren yükseldikçe vadi altımızda daralıyor, karşı yamaçtaki şelaleler birer gümüş çizgiye dönüşüyor.
Kleine Scheidegg'e vardığımızda iki bin altmış bir metredeyiz ve karşımızda dağcılık tarihinin en ağır üç ismi yan yana duruyor: Eiger, Mönch ve Jungfrau. Eiger'in kuzey duvarı buradan bakıldığında bir dağ yamacından çok, gökyüzüne dayanmış dev bir kaya perdesi gibi görünüyor; yükseldiği yerden bize kadar uzanan bin sekiz yüz metrelik o düşey yüzey, on yıllar boyunca dağcıların hem hayali hem kâbusu olmuş. Burada acele etmiyor, çayımızı içerken bulutların doruklar arasında nasıl dolaştığını izliyoruz. Dileyen misafirlerimiz buradan kalkan dişli çark treniyle Avrupa'nın en yüksek tren istasyonuna, Jungfraujoch'a çıkabilir.
Öğleden sonra vadinin öbür yakasına geçiyor, Grindelwald'a iniyoruz. Eiger'in tam eteğine kurulmuş bu köyde ahşap balkonlar sardunyayla dolu, çayırlar yaz boyunca yeşil, kışın ise bembeyaz. Köyün ana sokağında yürüyor, buzul vadisinin açıldığı noktaya kadar ilerliyoruz.
Akşama doğru aynı hattı ters yönde izleyip Wengen'e dönüyoruz. Günün son ışığı Jungfrau'nun tepesinde pembeye çalarken köyün balkonundan bu manzarayı izlemek, turun sessiz ama en kalıcı anlarından biri oluyor.
Öne çıkanlar: Eiger'in kuzey duvarının tam karşısında · 2.061 metrede Kleine Scheidegg · Grindelwald'ın alpin köy dokusu · Vadinin iki yakasını bir günde görmek
Erkenden Wengen'den iniyor, vadinin biraz yukarısındaki Trümmelbach Şelaleleri'ne geçiyoruz. Buradaki şelaleler dışarıdan görünmüyor, çünkü dağın içinde akıyorlar. Eiger, Mönch ve Jungfrau'nun erimiş buzul suyu, kayanın oyduğu dikey bir bacadan aşağı iniyor; saniyede yirmi bin litreye ulaşan bu su, milyonlarca yılda taşı burgu gibi döndürerek yontmuş. Kayanın içine yerleştirilmiş asansörle yukarı çıkıyor, ardından galerilerden inerek on ayrı şelaleyi tek tek geçiyoruz. Ses o kadar yüksek ki yan yana konuşmak mümkün olmuyor; insan burada suyun bir manzara değil, bir kuvvet olduğunu hatırlıyor.
Ardından kuzeye dönüyoruz. Yaklaşık üç saatlik yolculuk boyunca Alpler geride kalıyor, Ren ovası açılıyor ve bir sınır daha geçip Alsace'a giriyoruz. Buranın kimliği ilk bakışta anlaşılıyor: Fransız toprağında Alman mimarisi, iki dilli tabelalar, bağlarla kaplı tepeler.
İlk durağımız Eguisheim. Köy, ortasındaki şatonun çevresinde iç içe geçmiş halkalar halinde kurulmuş; sokakları takip ettiğinizde farkında olmadan aynı noktaya dönüyorsunuz. Pembe, sarı ve turkuaz boyalı yarı ahşap evlerin cumbalarından sardunyalar sarkıyor, kapı üstlerinde asırlık üzüm presi tabelaları asılı.
Öğleyi Colmar'da geçiriyoruz. Petite Venise yani Küçük Venedik, Lauch kanalının iki yakasına dizilmiş renkli evleriyle şehrin en çok fotoğraflanan köşesi; köprüden bakıldığında suya düşen yansımalar evlerin kendisinden daha canlı görünüyor. Dar sokaklarda dolaşıp Unterlinden Müzesi çevresine, oradan tüccar evlerinin sıralandığı meydanlara yürüyoruz. Alsace mutfağını denemek için de en doğru yer burası.
Öğleden sonra Riquewihr'e geçiyoruz. Surlarla çevrili bu bağ köyü, yüzyıllar boyunca savaşların arasından neredeyse hiç yara almadan çıkmayı başarmış; bu yüzden içinde yürürken zamanın nerede durduğunu kestirmek güçleşiyor. Ana sokağın sonundaki Dolder kapısından geçip surların dışına çıkıyor, köyü çevreleyen bağların arasından geri dönüyoruz.
Akşam Strasbourg'a varıyor, otelimize yerleşiyoruz.
Öne çıkanlar: Dağın içindeki on buzul şelalesi · Alsace Şarap Yolu'nun bağ köyleri · Colmar'ın Küçük Venedik kanalları · Akşam Strasbourg
Son günümüzü tümüyle Strasbourg'a ayırıyoruz. Ill nehrinin iki kola ayrılarak çevrelediği tarihi merkez, yani Grande Île, bir bütün olarak UNESCO Dünya Mirası listesinde; Avrupa'da bu ölçekte korunmuş şehir merkezi az bulunuyor.
Güne Notre-Dame Katedrali ile başlıyoruz. Pembe kumtaşından yükselen yüz kırk iki metrelik tek kulesi, iki yüzyıldan uzun bir süre dünyanın en yüksek yapısı olarak kalmış. İçeride, rönesans ustalarının yaptığı astronomik saat duruyor: gezegenlerin konumunu, tutulmaları ve dini takvimi aynı anda gösteren bu makine, her gün öğle vakti havarilerin geçit töreniyle harekete geçiyor ve altı yüzyıl sonra hâlâ şaşmadan çalışıyor.
Ardından Petite France'a yürüyoruz. Bir zamanlar tabakçıların, değirmencilerin ve balıkçıların mahallesi olan bu bölge, kanalların üzerine eğilmiş yarı ahşap evleri ve çiçekli köprüleriyle şehrin en sevilen köşesi. Sokak aralarında hala derilerin kurutulduğu geniş çatı katları görülüyor. Buradan Ponts Couverts'in kulelerine, oradan Barrage Vauban'ın terasına çıkıp şehri yukarıdan bir kez daha izliyoruz.
Öğleden sonra kalan zamanımızı meydanlarda, kanal kenarında ve son alışverişlerimizde geçiriyoruz. Sonra sınırı bir kez daha geçiyor, altı gün boyunca dört ülkeye dokunmuş bu yolculuğu Stuttgart'ta tamamlıyoruz. Türk Hava Yolları’nın 18:50 kalkışlı TK1706 nolu seferiyle İstanbul’a dönüyor ve bir başka BUKLATUR gezisinde buluşmak üzere vedalaşıyoruz.
DÖNÜŞ UÇUŞ BİLGİLERİ
Tur Bitiş Saati ve Yeri: 16:50 Stuttgart Havalimanı
Turumuzun son gününde, programımızın tamamlanmasının ardından Stuttgart Havalimanı’na gidiyoruz.
Bagaj ve pasaport işlemlerimizin ardından Türk Hava Yolları’nın TK1706 nolu seferiyle saat 18:50'de Stuttgart'tan İstanbul’a hareket edilecek.
Dönüş uçuş süresi yaklaşık 3 saat olup varış saati havayolunun uygulayacağı rotaya ve olası rötara göre değişmektedir.
UÇUŞ BİLGİLERİ
Stuttgart'tan dönüş için uygun uçuş aşağıda listelenmiştir.
Havayolları uçuş saatlerinde değişiklik yapabilir. Lütfen güncel tarifeleri kontrol ediniz.
Turun bitiş saati, tablo içinde * ile işaretli uçuşa göre planlanmıştır.
Tura dahil olan dönüş uçak bileti, Türk Hava Yolları’nın tarifeli seferi üzerinden sağlanır.
Bilet kategorisinin tükenmesi durumunda misafirler, uygun alternatif dönüş saatlerine göre yönlendirilebilir.
ÖNEMLİ NOTLAR
• Aktarmalı uçuşla dönen misafirlerden, uçuş farkı ve ortaya çıkacak ek transfer bedelleri ayrıca tahsil edilir.
• Tur programından önce veya sonra konaklamak isteyen misafirler için ek konaklama + ek transfer ücretleri ayrı olarak uygulanır.
• Havayolları uçuş saat ve parkur değişikliği yapabilir; bu değişiklikler Bukla’nın kontrolünde değildir ve anında misafire bildirilir.
TÜRK HAVA YOLLARI
|
Sefer No |
Güzergah |
Kalkış |
Varış |
Uçuş Süresi |
|
TK 1706 |
Stuttgart (STR) → İstanbul (IST) |
18:50 |
23:50 |
Yaklaşık 3 saat |
Diğer Bilgiler
• KDV
Uçak Biletleri
Turlarımızda ekonomi sınıfı, bagaj hakkı içeren en alt uygun sınıftan gidiş–dönüş uçak biletleri paket fiyatına dahildir. Tur programından bağımsız olarak farklı saatlerde veya farklı havalimanlarına uçmak isteyen misafirlerimizin talepleri, uygunluk doğrultusunda ayrıca değerlendirilir ve ek ücretlendirme söz konusu olabilir.
Single Farkı
Otel odasında tek başına konaklamak istediğinizde oluşan fiyat farkına single farkı denir. Bu fark Bukla tarafından değil, konaklama tesisleri tarafından talep edilir ve çoğunlukla ikinci kişinin konaklama bedelinin %50'sinden tamamına eşdeğerdir. Tüm single oda talepleri tesislerin müsaitliğine göre karşılanır; garanti edilemez.
Özel Turlar
Kapalı gruplar ve özel talepler doğrultusunda, sıfırdan rota tasarlayabilir veya mevcut turlarımızı sizin için özelleştirebiliriz. İstediğiniz kişi sayısı, tarih, bölge ve beklentiye göre size özel planlanmış tur programları hazırlıyoruz.
Kredi Kartına Vade Farksız 3 Taksit
Tüm turlarımızda paket tur bedelini kredi kartı ile vade farksız 3 taksit olarak ödeyebilirsiniz. Ödeme işlemi güvenli sistem veya mail order yöntemiyle yapılır.
Bukla Güvencesi
Bukla, 26 yıllık tecrübesiyle Türkiye’nin en güvenilir butik tur operatörlerinden biridir. tüm turlarını bölge uzmanı rehberlerle, güvenli rota planlamasıyla Bukla tarafından özel olarak tasarlanır, konaklanacak oteller özenle seçer ve kurumsal operasyon standardıyla yürütür. 26 yıllık deneyim, binlerce başarılı tur ve misafir memnuniyeti Bukla’nın temel güvencesidir.