Yükleniyor...
Macahel ve Şavşat Sonbahar Rehberi: Saklı Değil, Korunuyor

Macahel ve Şavşat Sonbahar Rehberi: Saklı Değil, Korunuyor

Macahel ve Şavşat Sonbahar Rehberi: Saklı Değil, Korunuyor

Macahel ve Şavşat Sonbahar Rehberi: Saklı Değil, Korunuyor

17 views
Categories: Black Sea

Macahel Vadisi'ne arı sokmak yasak. Kovanınızı alıp 1.830 metrelik geçidi aşsanız bile vadiye giremezsiniz, çünkü burası saf Kafkas arı ırkının resmi izole bölgesi. Üç yanı Karçal Dağları, dördüncü yanı devlet sınırı olan bu havzada arının genetiği kanunla güvence altında. Bal arıları içinde dili en uzun ırk olan Kafkas arısının saf kanı, başka arıların giremediği bu vadide korunuyor.

Seyahat yazıları böyle yerlere "saklı cennet" der. Biz demeyeceğiz, çünkü burası saklanmıyor. Türkiye'nin ilk ve bugün de tek UNESCO Biyosfer Rezervi bu vadide. Yakın çevresinde bir milli park, bir tabiat parkı, iki tabiatı koruma alanı, bir sakin şehir unvanı, 82 tescilli konak ve iki coğrafi işaretli lezzet var. Bu yoğunlukta koruma statüsünü Türkiye'nin başka hiçbir köşesi taşımıyor. Buranın uzaklığı kurum kurum, mühür mühür sahiplenilmiş.

Bu yazı bizim için bir ev turu sayılır. Anlatacağımız vadilerin çoğu, yaşadığımız yerin bir iki saat ötesinde. Rota Borçka'nın gölünden başlayıp sınır vadisine giriyor, Şavşat'ın yaylalarına tırmanıyor ve sonbaharın en iyi yaptığı işi yaparak dağdan sahile, Laz konaklarının kapısına iniyor.

Macahel: Sınırın Böldüğü Vadi

Macahel'in hikayesini anlamak için haritadan önce takvime bakmak gerekiyor. 1921'de Kars Antlaşması sınırı çizdiğinde, 18 köylük Machakheli vadisinin 6 köyü Türkiye'de, 12 köyü Gürcistan'da kaldı. Türkiye tarafındaki köyler bugün Camili, Düzenli, Efeler, Kayalar, Maral ve Uğur adlarını taşıyor ama eski adları da unutulmadı. Camili'nin Gürcücesi Hertvisi, yani suların birleştiği yer. Vadide iki dilin, iki mutfağın ve iki ülkeye dağılmış akrabalıkların izi bugün de sürüyor.

Sınır vadiyi ikiye böldü, kış ise her yıl yeniden kilitliyor. Camili'ye tek araç yolu Borçka'dan aşılan 1.830 metrelik geçitten iniyor ve bu geçit her kış kara teslim oluyor. 2024-25 kışında yol 19 gün kapalı kaldı, kar yer yer 5 metreyi buldu. Kapanmaların aylarca sürdüğü dönemlerde köylülerin ulaşımı ve acil ihtiyaçları için Artvin Valiliği ile Gürcistan tarafı arasında geçiş protokolü bile imzalandı. Kendi ilçesine ulaşamayan Türk köyleri, komşu ülkenin yolları üzerinden Borçka'ya gitti. Vadinin uzun izolasyonunu tek bir resmi rakam da özetliyor. Sınır boyundaki askeri yasak şerit 2004'e kadar 600 metreydi. O yıl 100 metreye indirildi.

Türkiye'nin Tek Biyosfer Rezervi

Bu kilitli kalmışlığın öbür yüzü, girişte saydığımız koruma zinciri. Vadi 2005'te Türkiye'nin ilk UNESCO Biyosfer Rezervi ilan edildi ve bugün de tek örnek. Kayıtlarda 990 bitki türü var, 23'ü dünyada yalnızca burada yetişiyor. Efeler ve Gorgit'teki dokunulmamış yaşlı ormanlar, Avrupa-Sibirya coğrafyasının en büyük doğal yaşlı orman ekosistemleri arasında sayılıyor. Simetri sınırın öbür yanında da kurulmuş durumda. Gürcistan kendi Macahel'ini 2012'de milli park yaptı. Tek vadi, iki ülke, iki koruma alanı.

Maral Şelalesi ve İremit Camii

Vadinin içinde gezerken bu ölçekli laflar yerini küçük ve somut şeylere bırakıyor. Maral köyünün üstünde, Karçal'dan inen derenin 63 metreden döküldüğü Maral Şelalesi var. Köyün içindeyse 1851 tarihli İremit Camii duruyor: çivi kullanılmadan, ahşabın ahşaba geçirilmesiyle yapılmış, kök boyayla işlenmiş motifleri bugün de seçilen bir yapı. Bakımı 175 yıldır babadan oğula geçen bir emanet usulüyle sürüyor.

Bir de bal meselesi var elbette. Arısı yasaklı vadinin balı, saf Kafkas arısının kestane ve ıhlamur ormanlarında yaptığı iş. 2023'te Londra'daki uluslararası bal yarışmasından altın madalyayla döndü. Vadide geceleyenler için sabah kahvaltısının en tartışmasız kalemi bu; gerisi güne ve sise bağlı.

İki Karagöl Vardır, Karıştırmayın

Artvin'de Karagöl dediğinizde karşınıza iki ayrı göl çıkar ve ikisi de görülmeye değer. Aralarında dağlar, vadiler ve yaklaşık iki saatlik yol duruyor.

Borçka Karagöl

1.480 metre rakımda, çepeçevre ormanla sarılı bu göl bir heyelanın eseri. On dokuzuncu yüzyıl başlarında koptuğu kabul edilen dev bir toprak kütlesi Klaskur Deresi'nin önünü kapatınca vadi suyla doldu. Yani gölün yaşı, kıyısındaki ladinlerin bir kısmından bile genç. Göl ve çevresi 2002'den beri tabiat parkı. Kıyıyı dolaşan ahşap yürüyüş yolu bir saatlik sakin bir tur çıkarıyor, suda kırmızı benekli alabalıklar geziyor ve avlanmak yasak. Ekim geldiğinde kayın ve kestanenin sarısı, kızılı suya vurunca göl bir ressam paletine döner. Fotoğrafçıların sabah erken burada olmasının nedeni, rüzgar çıkmadan önceki durgun su.

Gölün bir derdini de yazalım. Sırtlardan inen sedimanla yıllar içinde sığlaştı ve derinliği 30 metreden 8 metreye indi. Bu manzaranın devamı iyi bakıma bağlı.

Şavşat Karagöl

İkinci Karagöl de bir heyelan seti gölü, yani iki göl aynı doğum hikayesini paylaşan kardeşler. Ama bu kardeş Şavşat merkezin 45 kilometre kuzeydoğusunda, ladin ve köknar ormanlarının içinde duruyor ve 1994'te ilan edilen Karagöl-Sahara Milli Parkı'nın parçası. Park iki ayrı bölümden oluşuyor. Bir yanda göl, öbür yanda birazdan anlatacağımız Sahara Yaylası. Çevresindeki ormanda ayı, kurt ve vaşak kayıtlı. Gölün sabah sisi dağılırken suya vuran orman, Borçka'dakinden daha vahşi, daha az düzenlenmiş bir sahne sunuyor. Hangisi daha güzel sorusunun bizde net bir cevabı yok. İkisini aynı rotada, biri yolculuğun başında öbürü sonunda görmek en iyisi.

Şavşat'ta Gezilecek Yerler: Sakin Şehir, Yüksek Yaylalar

Şavşat, 2015'te İtalya'daki genel kurulda Cittaslow ağına kabul edildi ve Türkiye'nin onuncu sakin şehri oldu. Unvan yakışıyor. İlçe merkezi bile telaşsız, köylere çıkınca zaman iyice yavaşlıyor. Şavşat'ta gezilecek yerler de iki kata ayrılıyor: aşağıda tarih ve ahşap, yukarıda yaylalar.

Aşağı katın mimari imzası çantı evler. Kütüklerin köşelerde birbirine geçirilmesiyle örülmüş bu çok katlı ahşap evlerin kimi yüz yaşını geçmiş, çoğunda oturulmaya devam ediliyor. El sanatı arayana da yörenin belgeli imzası olan Şavşat kilimlerini, özellikle duvara asılan cami tasvirli dokumaları söylüyoruz.

Tbeti Manastırı

İlçenin en ağır tarihi durağı Cevizli köyünde. Tbeti Manastırı, onuncu yüzyıl başında bölgenin Gürcü hükümdarı Aşot Kuhi tarafından yaptırılmış bir katedral. Adını aldığı Tbeti, Gürcüce göl kökünden geliyor. Bin yıl boyunca ibadethane olarak kullanıldı, freskleri İsa ve havarileriyle bezendi, 1880'lerde camiye çevrildi. Yapı 1961'de dönemin ilçe yöneticisinin talimatıyla dinamitlendi. Bugün gidenler görkemli bir kalıntıyla karşılaşıyor. Ayakta kalan duvar parçaları bile yapının ölçeğini anlatmaya yetiyor ama bütün bir katedral beklememek gerekiyor. Bir planlama notu: standart sonbahar programları buraya uğramaz. Tbeti, Şavşat'ta fazladan yarım günü olanın kendine ayıracağı bir durak.

Sahara ve Arsiyan Yaylaları

Şavşat'ın asıl serveti yükseklerde. Merkeze 17 kilometre mesafedeki Sahara Yaylası, volkanik kayaçların üstüne kurulu geniş bir düzlük ve milli parkın yayla kanadı. Temmuz sonlarında burada üç asırlık bir imece geleneği yaşar. Halk pancar bitkisini toplamak için yaylada buluşur, iş şenliğe döner ve adını bu bitkiden alan Pancarcı horonu oynanır. Sonbahar gezgini şenliğe denk gelmez. Boşalmış yayla onu sessizliğiyle karşılar.

Daha yükseği isteyenin adresi Arsiyan. Gürcistan sınırına dayanan bu yaylanın gölleri ortalama 2.500 metrede ve irili ufaklı 20 göl birden var. İçlerinden birinin adı Yüzen Adalar. Göldeki çim adacıklar rüzgar estikçe yer değiştiriyor. Boğa Gölü'nün ise kendi efsanesi var: rakibiyle güreşip yenilen bir boğanın sulara gömüldüğü anlatılır, kıyıdaki kırmızı taşlar efsanenin kanıtı sayılır. Sonbahar sabahlarında bu yükseklikten aşağı bakınca vadileri dolduran bulut tabakasının üstünde kalırsınız. Şavşat ile Macahel arasındaki dağ hattında Lekoban gibi yaylalar, Naçadirev gibi buzul gölleri de var. Adları haritada zor bulunan, o yüzden de kalabalığı hiç görmemiş duraklar bunlar. Şavşat'ta iki gece kalmaya değer. Yaylalara sabah erken çıkmak gerekiyor ve sis denizinin üstüne kahvaltıdan önce varmanın başka yolu yok.

Sonbaharın Mekaniği: Sis, Renk, Göç

Sis/Bulut Denizi Nedir?

Sis/Bulut denizi dediğimiz şey aslında yere inmiş bir bulut. Sonbahar geceleri uzayınca toprak, gündüz topladığı ısıyı gökyüzüne geri verir ve soğur. Soğuyan ağır hava vadi tabanına çöker, Karadeniz'in bol nemi bu soğuklukta yoğuşur ve sabah olduğunda vadi, ağzına kadar bulutla dolmuş bir kaseye döner. Yükseklerde durum tersine işler. Orada hava daha ılık ve berraktır. Meteorolojinin inversiyon dediği bu terslik sayesinde, doğru saatte doğru tepede duran, bulutların üstünden güneşin doğuşunu izler. Şavşat'tan sabah yola çıkanların ilk durağı olan Yavuzköy Seyir Terası tam bu iş için var.

Renklerin de kendi takvimi var. Bu ormanların sonbaharı ekim ayının ikinci ve üçüncü haftasında zirve yapar. Kayın, gürgen ve kestane sarıdan bordoya bütün tonları döker. Aralarında koyu yeşil kalan ağaçlar ise Doğu ladini. Bu tür, milyonlarca yıl önceki Tersiyer döneminden kalma bir kalıntı ve dünyadaki ana yayılış alanı tam olarak bu kıyı dağları. Sararan ağaçlar mevsimi gösterir; ladin ise milyonlarca yıldır aynı yeşilde.

Sonbaharın görünmeyen tarafı ormanın içinde yaşanıyor. Artvin, Türkiye'nin en yoğun boz ayı nüfusunu barındıran illerin başında geliyor ve bu ormanlar ekimde ayılar için bir tür açık büfeye dönüyor. Uydu vericili takip çalışmalarına göre Sarıkamış'ın ayıları her sonbahar gidiş dönüş 250 kilometrelik bir yolculukla meyve ve palamut zengini Şavşat ormanlarına gelip karınlarını doyuruyor, kış uykusu için geri dönüyor. Boz ayıların göç ettiği dünyada ilk kez bu çalışmayla belgelendi.

Gökyüzünde de benzer bir trafik var. Her sonbahar bir milyondan fazla yırtıcı kuş, bu kıyı şeridinin hemen kuzeyindeki dar geçitten Afrika'ya süzülüyor. Sayım istasyonları sınırın öbür yanında ama kartallar ve şahinler pasaport sormuyor, aynı gökyüzü Arhavi'nin de üstünden geçiyor. Kısacası ekim bu coğrafyada durgunluk getirmez.

Sahile İniş: Kamilet, Çifteköprü, Mençuna

Son gün rota dağdan denize iner. Şavşat'ın yükseklerinden çıkıp Arhavi'ye doğru alçaldıkça hava yumuşar, ladinlerin yerini kestane ve kızılağaç alır, bir viraj sonrasında burnunuza deniz kokusu gelir. İnişin son durakları da bu yazının en yeşil sayfaları.

Kamilet Vadisi

Kamilet Vadisi, Arhavi merkezin 15 kilometre kadar güneyinde, iki yamacı boydan boya ormanla kaplı derin bir yarık. Vadinin dereleri aşağıda Kapisre Deresi'nde birleşip Arhavi'nin içinden Karadeniz'e dökülüyor. Yani sabah yamaçta gördüğünüz su, öğleden sonra denize karışmış oluyor.

Çifteköprü

Vadinin girişinde bölgenin en çok fotoğraflanan taş yapısı duruyor. Çifteköprü'nün iki kemeri, Kamilet ve Durğuna derelerinin kavuştuğu noktada birbirine dik konumlanmıştır. İki dere iki ayrı köprü ister; usta da ikisini tek kavşakta buluşturmuştur. Kitabesi olmadığı için tarihinde kesinlik yok, araştırmacılar 18. yüzyıl Osmanlı dönemini işaret ediyor. Her kemer 35,5 metre uzunluğunda ve yörede taşların yumurta akı katkılı harçla örüldüğü anlatılır. Köprüler 2002'de restore edildi, bugün yalnızca yayalara açık. Türkiye'deki 1.400 kadar taş kemer köprünün onda biri bu bölgede. Yalnızca Rize il sınırında 94 tescilli kemer köprü var. Çifteköprü bu mirasın en zarif imzalarından biri.

Mençuna Şelalesi

Vadinin yukarısında ise Mençuna bekliyor. Şelale iki kademede iniyor: önce 90 metrelik ana perde, dibinde 200 metrekarelik bir gölcük, ardından 10 metrelik ikinci düşüş. Türkiye'nin en güzel şelaleleri listelerinin değişmez isimlerinden. Araçtan sonra asma köprü geçiliyor ve patikanın başlangıç noktasına göre 20 dakika ile bir saat arasında bir yürüyüşle şelaleye varılıyor. Suyun en gür dönemi kar erimesiyle ilkbahar. Sonbaharda debi düşer ama perde daralmaz; çevresindeki orman renklendiği için fotoğrafçılar ekimi tercih ediyor. İki mevsimde de yürüyüş aynı gölcüğün başında bitiyor.

Laz Konakları ve Laz Sofrası

Çağlayan'ın Laz Konakları

İnişin bittiği yerde, Fındıklı'nın Çağlayan vadisinde, bu coğrafyanın en zarif yapıları bekliyor. Köyde 19. yüzyıldan kalma otuza yakın Laz konağı ayakta ve Fındıklı genelinde 82 yapı koruma kurulu tescilli. Konakların düzeni iklimin aklıyla kurulmuş: alt kat taş, üst kat ahşap. Asıl imza ise cephelerdeki "göz dolma" tekniği. Ahşap iskelet raf gibi küçük gözlere bölünüyor, her göz dereden toplanıp perdahlanmış yassı taşlarla dolduruluyor. Sonuç, uzaktan dantel gibi görünen ama iki yüzyıldır nemi ve depremi taşıyan bir duvar. Konakların en bilinenlerinden Şevket Ataç Konağı sekiz odalı. Ustası tavan altlarına İstanbul manzaraları, pencere kenarlarına lale motifleri resmetmiş. Karadeniz köyünde İstanbul manzaralı tavanın altında oturmak, o dönemin gurbet hikayesini her sabah hatırlamak demekti herhalde.

Konakların yanındaki dört direkli küçük ambarlar da ayrı bir mühendislik dersi. Serender denen bu yapıların direklerine ahşap tekerlek biçimli diskler geçirilir. Fare tırmanır, diske gelir, aşağı düşer. Çivisiz çözüm, kedisiz koruma.

Bu evlerin dili de kendine has. Lazca, Türkçeyle akrabalığı olmayan bir Güney Kafkas dili. Gürcüce ve Megrelceyle aynı aileden geliyor ve UNESCO'nun tehlike altındaki diller atlasında "kesinlikle tehlikede" kategorisinde duruyor. 2013'ten beri okullarda seçmeli ders olarak okutuluyor. Müzikte de bu kıyı tulumu seçer. Trabzon tarafının kemençesine karşılık Fındıklı-Arhavi hattında horon tulumla oynanır ve tulumun tiz sesi vadilerde başka türlü yankılanır.

Laz Sofrası

Sofranın açılışı Laz böreğinden. Adına bakmayın, börek çıkmaz; ince yufkaların arasına karabiberli muhallebi konulan bir fırın tatlısıdır ve Hopa Laz Böreği adıyla 2019'dan beri coğrafi işaret tescilli. Karabiberin tatlıdaki işi, ilk lokmada anlaşılmayan ama sonradan aranan bir sıcaklık bırakmak. Devamında minciyle yapılan muhlama, hamsili ekmek hapsikoli ve karalahananın çorbadan sarmaya bütün halleri gelir. Kapanışı ise Arhavi kestane balı yapar: kestane yılda yalnızca 15-20 gün çiçek açar, kavanozdaki koyu ve hafif acımsı bal o iki haftanın ürünüdür ve 2022'den beri menşe işareti taşır. Anzer balıyla karıştırmayın. O, yüzlerce yayla çiçeğinden yapılan bambaşka bir üründür.

Ne Zaman Gitmeli: İniş Mevsimi

Sonbahar burada bir yön duygusudur. Eylülde herkes ve her şey aşağı iner. Eylülün ilk haftasında yaylalardan iniş başlar. Hayvanlar ve aileler köye dönmeden önce "güzle" denen ara yükseklikteki evlerde konaklar, iniş kademe kademe yapılır. Yüzyıllardır süren bu dikey göçün takvimi, gezginin takvimiyle güzel örtüşüyor. Rota da zaten aynı hareketi tekrarlıyor. Dağdan başlayıp sahilde bitiyor. Artvin'de gezilecek yerlerin en yoğun kümesi de bu hattın üstüne dizili: Borçka, Şavşat ve Arhavi tek sonbahara sığıyor.

Renklerin zirvesi ekim ayının ikinci ve üçüncü haftası. Borçka Karagölü bu dönemde yılın en kalabalık sabahlarını yaşar, Şavşat yaylalarında ise aynı saatlerde neredeyse kimse olmaz. Kasım başına doğru renkler koyulaşır, ilk karla birlikte yüksek geçitler kapanmaya başlar. Macahel yolunun kasımdan sonra her an kapanabileceğini de hatırlatmış olalım.

Bir de yağmur gerçeği var ve bunu süslemeden söylemek gerekiyor. Burası Türkiye'nin en yağışlı köşesi; Rize'ye yılda ortalama 2.300 milimetrenin üzerinde yağış düşer. Gördüğünüz her tondaki yeşilin faturası bu. Yağmurluk ve su geçirmeyen bot şart. Programda da yarım gün kayacak kadar boşluk bırakın. Yağmur yağdığında gün iptal olmaz. Sis ve buhar manzarayı başka bir şeye çevirir. Karadeniz turlarının sonbahar takvimleri de bu yüzden eylül-kasım penceresine kurulur. Hangi haftayı seçerseniz seçin, sabah erken kalkmayı baştan kabul ederek gelin.

Evimizin Sonbaharı

Bu yazıda anlattığımız yerlerin çoğu, bizim için hafta sonu mesafesi. Yine de her tur dönüşünde misafirlerimize aynı soruyu sorarız: en çok ne şaşırttı? Cevap nadiren şelale ya da göl olur. Kimi vadiye arı sokmanın yasak olmasını söyler, kimi şafakta terastan izlenen bulut denizini, kimi çivisiz caminin 175 yıldır ayakta duruşunu. Akılda kalan, bu coğrafyanın kendine gösterdiği özen oluyor.

Dört güne sığan bu iniş, Macahel, Şavşat ve Karagöl sonbahar turu olarak uçak biletleri ve akşam yemekleri dahil kurgulanmış durumda. Bir gece Macahel'de, iki gece Şavşat'ta kalınıyor ve sis denizi sabahları için şafakla yola çıkılıyor; misafirlerimizi karanlıkta kahvaltı ettirmemizin tek nedeni bu. Eylülden kasıma uzanan kalkışlar renk takviminin üstüne oturtulmuş. Küçük gruplarla gidiliyor çünkü bu vadilerin yolları da sofraları da kalabalık sevmiyor.

Kasım sonunda ilk ciddi kar düştüğünde Macahel geçidi kapanır ve vadi yine kendine kalır. Arılar kışlığa çekilmiştir, konakların bacaları tüter, sis her sabah yeniden kurulur; seyircisi olmasa da. Korunan yerlerin güzel tarafı budur. Siz dönseniz de onlar bir yere gitmez ve gelecek sonbahar, kaldığınız yerden açılır.

Tags: Macahel Şavşat Karagöl Borçka Karagöl macahel turu arsiyan yaylası kamilet vadisi Macahel şavşat gezilecek yerler karadeniz sonbahar turu mecnuna şelalesi laz konakları sis denizi bulut denizi Artvin gezilecek yerler boğa gölleri macahel gezilecek yerler

Comments (0)

You need to be logged in to comment. Login
No comments yet

Be the first to comment!

Login to add a comment