Yükleniyor...
Yakutistan ve Baykal Gölü Gezi Rehberi: Saha Türklerinin Yolunda Bir Yaz

Yakutistan ve Baykal Gölü Gezi Rehberi: Saha Türklerinin Yolunda Bir Yaz

Yakutistan ve Baykal Gölü Gezi Rehberi: Saha Türklerinin Yolunda Bir Yaz

Yakutistan ve Baykal Gölü Gezi Rehberi: Saha Türklerinin Yolunda Bir Yaz

5 görüntülenme

At, kün, taas, suol. Yakutsk'ta bir pazar tezgahının başında duyabileceğiniz bu dört kelimeyi tanımak için Türkolog olmanız gerekmez: at, gün, taş, yol. Kişiye kihi, süte üüt, yıla sıl diyorlar. Konuşmanın geri kalanını büyük olasılıkla anlamazsınız. Sahaca, yani Yakutça, Türk dillerinin en erken ayrılan kollarından biri. Yüzyıllar içinde binlerce Moğolca kelime almış, Türkçenin çoktan kaybettiği eski sesleri de korumuş.

Yakutistan'ın başkenti Yakutsk, haziranda gecesi kararmayan, temmuzda öğleden sonraları 25 dereceyi geçen bir şehir. Kalınlığı 250 metreyi aşan donmuş bir toprağın üstünde kurulu. Yazın yalnızca yüzeydeki ince bir katman çözülüyor, altı bütün yıl donmuş kalıyor.

Saha Türklerinin atalarının güneyden, Baykal Gölü'nün çevresinden Lena vadisine göçtüğü kabul ediliyor. Lena, Baykal'ın yalnızca yedi kilometre batısında doğuyor ve 4.300 kilometreye yakın yolunun sonunda Kuzey Buz Denizi'ne dökülüyor. Yakutsk'tan Baykal'a uzanan bir yaz yolculuğu, bu nehrin ve bu göçün izini tersinden sürüyor.

Yakutistan Nerede, Türk mü?

Yakutistan, Sibirya'nın kuzeydoğusunda, Rusya Federasyonu'na bağlı Saha Cumhuriyeti'nin Türkiye'de yaygın adı. Bir Türk devleti değil, ama nüfusunun yaklaşık yarısını bir Türk halkı olan Sahalar, Türkiye'de bilinen adıyla Yakut Türkleri oluşturuyor. Kuzey Buz Denizi kıyısına kadar uzanan cumhuriyetin yüzölçümü 3,08 milyon kilometrekare. Türkiye'nin yaklaşık dört katı büyüklüğündeki bu toprak, dünyada bir ülkeye bağlı en büyük idari birim. Bu genişliğe bir milyon kadar insan dağılmış ve cumhuriyet üç saat dilimine yayılıyor. 2021 sayımında etnik kökenini belirtenlerin yüzde 55'i Saha, üçte biri Rus.

Sahalar kendilerine Saha diyor. Yakut adının Ruslara Evenkçe ya da Buryatça üzerinden geçtiği düşünülüyor. Dilleri Dolganca ile birlikte Türk dillerinin Lena kolunu oluşturuyor.

Yakutça ve Türkçe Ortak Kelimeler

Yakutça ile Türkçenin akrabalığı kısa bir listede bile kendini gösteriyor.

Sahaca (Yakutça)

Türkçe

tıl

dil

bas

baş

uu

su

sir

yer

ıy

ay

üs

üç

kımıs

kımız

suorat

yoğurt

Farkların bir düzeni var. Türkçede y ile başlayan kelimeler Sahacada s ile başlıyor (yer sir, yol suol). Türkçede s ile başlayanlarda bu ses düşüyor (su uu, süt üüt). Türkçedeki ç ve ş sesleri Sahacada s'ye dönmüş, iki ünlünün arasına düşen s de zamanla h olmuş. Kişinin kihi, bıçağın bıhah olması bu yüzden. Taas kelimesindeki uzun a da Türkiye Türkçesinde kaybolmuş Ana Türkçe uzun ünlülerinden biri.

Moğol dilleriyle yüzyıllar süren temas Sahacaya iki bin ile iki bin beş yüz arasında kelime kazandırmış, bunların çoğu 13. ve 14. yüzyıllardan. Evenkçeden gelenler daha az ve çoğu lehçelerde kalmış.

Yakut Türklerinin Ataları Nereden Geldi?

Sahaların bugünkü topraklarına güneyden geldiği konusunda araştırmacılar hemfikir. En güçlü iki kanıt dilleri ve geçim biçimleri. Kuzeyin ren geyiği güden, avcılıkla yaşayan halklarının arasına bozkırdan kalma bir düzenle, at ve sığırla gelmişler. Ana kitlenin Orta Lena'ya 13. ya da 14. yüzyılda ulaştığı, daha küçük grupların ise ondan birkaç yüzyıl önce geldiği düşünülüyor. 17. yüzyılda Ruslar ortaya çıktığında Sahalar Lena, Amga ve Aldan nehirleri arasında toplanmıştı. Bugünkü Yakut atları da o göçle gelen evcil atlardan türüyor ve sekiz yüzyıldan kısa bir sürede eksi 60 derecede açıkta yaşayabilecek kadar soğuğa uyum sağlamış.

Göçün başladığı bölge Orhun yazıtlarında da geçiyor. Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtları, ilk kağanların cenazesine yas tutmaya gelen halkları sayarken "Üç Kurıkan"ı da anar. Kurıkanlar Baykal'ın batısında, Angara'nın ve Lena'nın yukarı kesimlerinde yaşayan Türk dilli bir halktı. 6. ile 10. yüzyıllar arasına tarihlenen Kurumçin kültürüyle özdeşleştiriliyorlar ve bu kültürün en bilinen mezarları Olkhon Adası'nda.

Çinliler onları Guligan diye bilirdi. 11. yüzyılda derlenen Yeni Tang Tarihi, Kurıkanların başı deveyi andıran güçlü atlar yetiştirdiğini yazar. Aynı metin, onların ülkesinden de kuzeye, denizin öte yanına geçildiğinde günlerin uzayıp gecelerin kısaldığını anlatır. Güneş batarken kaynatılmaya konan koyun küreği pişene kadar doğu ağarmıştır, çünkü orası güneşin doğduğu yere yakındır.

Türkçe kaynaklar Yakut Türklerinin atası olarak sık sık Kurıkanları gösterir, ama bu kayıtlar onları Sahaların atası ilan etmeye yetmiyor. İki halk arasındaki bağı ilk kez 1893'te Türkolog Wilhelm Radloff kurdu ve bağ bugün de yaygın ama kanıtlanmamış bir hipotez. Göçün yönü ise tartışmasız; Sahaların yolu Baykal çevresinden kuzeye, gecelerin kısaldığı enlemlere uzanıyor.

Yakutsk: Donmuş Toprağın Üstünde

Yakutsk, 1632'de Pyotr Beketov'un birliğinin Lena kıyısında kurduğu bir kaleyle başladı. Kale on yıl kadar sonra nehrin sol kıyısına, Sahaların Tuymaada dediği vadiye taşındı ve şehir o günden beri orada. Bugün 370 binden fazla insanın yaşadığı Yakutsk, donmuş toprak üzerine kurulmuş en büyük şehir.

Yakutsk'un mimarisini de bu zemin belirlemiş. Binalar kazıkların üstüne, yerden yükseltilerek kuruluyor ve altlarında bir ila iki metrelik bir boşluk bırakılıyor. Bu boşluktan geçen soğuk hava binanın ısısını topraktan uzak tutuyor, yoksa çözülen zemin binaları çökertirdi.

Donmuş katmanın derinliğine dair ilk ipucu, su arayan bir tüccarın kuyusundan çıktı. Rus-Amerikan Şirketi'nin Yakutsk temsilcisi Fyodor Şergin, 1820'lerin sonunda şehre su bulmak için bir kuyu kazdırmaya başladı. Su çıkmayınca kazıyı bilim için sürdürmeye onu Amiral Wrangel ikna etti. Kazı yaklaşık on yıl sürdü, kuyu 116 metreye indi ama permafrostun dibine ulaşamadı. Büyük derinlikte donmuş toprağın sıcaklığı dünyada ilk kez bu kuyuda ölçüldü. Bugün Yakutsk'un altındaki permafrostun kalınlığının 250 ile 422 metre arasında olduğu biliniyor.

Şehirde ölçülen en düşük sıcaklık 1891 şubatında eksi 64,4, en yüksek sıcaklık 2011 temmuzunda artı 38,4 derece. Cumhuriyetin kuzeydoğusundaki Oymyakon ve Verhoyansk'ta eksi 67,8 dereceye kadar inen ölçümler var ve bu iki yer Kuzey Yarımküre'nin soğuk kutbu olarak anılıyor. Yazlar kısa ve aydınlık. 21 Haziran'da güneş gece 02.30 sularında doğup 22.15 civarında batıyor, batışla doğuş arasındaki saatlerde gökyüzü alacakaranlıkta kalıyor.

Permafrost Krallığı

Şehrin hemen dışında, Çoçur Muran tepesinin içine 1980'lerde donmuş gıda deposu olarak açılan tüneller bugün ziyaretçilere açık. Duvarları donmuş topraktan bu tünellerde sıcaklık yıl boyu sıfırın altında, içeride buzdan heykeller sergileniyor. Temmuzda dışarıda tişörtle dolaşılan bir günde yanınızda kalın bir üst bulunsun.

Mamut Müzesi ve Hazine

Yakutistan'ın donmuş toprağından çıkan buzul çağı buluntuları, 1991'de kurulan Mamut Müzesi'nde toplanıyor. Kuzeydoğu Federal Üniversitesi'ne bağlı müzede iki binden fazla kemik kalıntısının yanında mamut, yünlü gergedan ve bizon iskeletleri var. 2024'te Batagay çöküntüsünde bulunan ve Yana adı verilen mamut yavrusu da 2024 aralığında basına bu müzede tanıtıldı.

Rusya'nın elmas üretiminin büyük bölümü de Yakutistan'dan geliyor ve şehirdeki Hazine sergisi yerel elmasları altın külçeleriyle birlikte gösteriyor. Bölgeden çıkan en ünlü dev taşlar ise Moskova'daki Elmas Fonu'nda duruyor.

Lena Sütunları

Yakutsk'tan Lena'nın yukarısına doğru 200 kilometreye yakın gidildiğinde nehrin sağ kıyısı bir duvara dönüşüyor. Kilometrelerce sıralanan kireçtaşı sütunların yüksekliği yer yer 100 metreyi aşıyor. Alan 2012'den beri UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde.

Bu kayaları yazla kış arasındaki sıcaklık farkı yontmuş. Bölgede yıllık fark 100 dereceye yaklaşıyor, kışın eksi 60, yazın artı 40 derece görülüyor. Çatlaklara sızan su kışın donup genişliyor, yazın çözülüyor ve bu döngü kireçtaşını binlerce yıl boyunca parçalamış. UNESCO'ya göre bu tür bir ayrışmanın kayaları asıl biçimlendiren süreç olduğu dünyadaki tek yer Lena Sütunları. Kayalarda ayrıca canlıların hızla çeşitlendiği Kambriyen dönemine ait, yarım milyar yıllık fosiller var.

Sibirya, Yakutistan ve Baykal Gölü turu sütunlara bir tam gün ayırıyor. Yaz ortasında Yakutsk'tan hızlı tekneyle gidiliyor. Nehrin daha değişken olduğu haziran ve eylül haftalarında ise Elanka köyüne kadar karayoluyla gidilip oradan motorlu tekneyle nehir boyunca ilerleniyor, yol üzerinde eski kaya resimlerinin görüldüğü noktalarda mola veriliyor. Parkta üç saat kadar kalınıyor, isteyen seyir noktasına tırmanıyor, isteyen kıyıda yürüyor. Hangi seçenek olursa olsun gün 12 saati buluyor.

Isıah Bayramı: Yazın Karşılandığı Gün

Yakutistan'ın en büyük bayramı yaz gündönümünde. Isıah (Ysyakh) adı verilen bu bayramın Yakutsk'taki ana kutlaması, şehrin kuzeyindeki Us Khatyn düzlüğünde yapılıyor. Us Khatyn, Türkçedeki Üç Kayın ile neredeyse aynı ad. Sahacada bu kelime kayını değil, huş ağacını anlatıyor. Son yıllarda tören haziranın son hafta sonunu buluyor, 2026'da 27-28 Haziran'daydı. Tarih her yıl ayrıca duyurulduğu için bayramı görmek isteyenin yolculuğunu bu haftaya göre planlaması gerekiyor.

Bayramın adı, Sahacada serpmek demek olan ıs- fiilinden türemiş. Bu fiil Türkçedeki saçmak ile akraba ve törenin merkezinde de bir saçı var. Beyazlar giymiş bir yaşlı, ahşap bir kaşıkla ateşe ve toprağa kımız serpiyor, yeni yaz için bereket dileyen algıs duasını okuyor. Algıs da Türkçedeki alkış ile aynı kökten. Alkış kelimesi el çırpmayı anlatmadan önce övgü ve hayır dua demekti.

Bayramda herkesin katıldığı dans osuohay. İnsanlar el ele ya da kol kola halka olup ağır adımlarla dönüyor, ortadaki şarkıcı dizeleri doğaçlıyor, halka onları tekrar ediyor. 2012'deki Isıah'ta bu halkaya 15.293 kişi katıldı ve Guinness rekoru kırıldı. Aynı günlerde homus denen ağız kopuzu çalınıyor, UNESCO'nun somut olmayan kültürel miras listesindeki Olonho destanlarından parçalar okunuyor. On beş bin dizeye ulaşabilen bu destanlarda şarkı ile anlatı birbirini izliyor.

Sofrada kımız, tay eti ve çırpılmış kremadan yapılan küörçeh var. Yakutistan'ın en bilinen yemeği stroganina ise bir kış yemeği. Donmuş balıktan ince yongalar halinde kesilen bu yemek, yazın ancak dondurucudan çıkıp sofraya gelebiliyor.

Baykal Gölü Neden Bu Kadar Derin?

Baykal Gölü, 1.642 metrelik en derin noktasıyla dünyanın en derin gölü. Olkhon Adası'nın doğusundaki bu noktada göl tabanı deniz seviyesinin 1.186 metre altına iniyor. Baykal, yer kabuğunun iki yana çekilerek yarıldığı bir çöküntünün içinde duruyor ve yaklaşık 25 milyon yıldır açılan bu yarık, onu bilinen en yaşlı göl yapıyor.

636 kilometre uzunluğundaki gölün hacmi 23.615 kilometreküp. Kuzey Amerika'daki beş Büyük Göl'ün toplamından fazla su tutuyor ve dünyadaki donmamış tatlı su rezervinin yaklaşık beşte biri burada. Yüzlerce akarsu Baykal'a dökülüyor ama gölden yalnızca Angara çıkıyor. Bütün girişler kesilseydi, yılda 60 kilometreküp su taşıyan Angara'nın gölü boşaltması 400 yıla yakın sürerdi. UNESCO, Baykal'ı 1996'da Dünya Mirası Listesi'ne aldı.

Baykal Adı Nereden Geliyor?

Adın Türkçe "Bay Göl", yani zengin göl ifadesinden geldiği sıkça yazılır. Açıklama çekici, ama dilbilimciler bunu kesin saymıyor. Rusçanın temel etimoloji sözlüğünü hazırlayan Max Vasmer, gölün Moğolca adının Baigal olmasını gerekçe göstererek bu açıklamayı güvenilmez buluyor.

Adın kökeni ne olursa olsun, çevredeki halkların neredeyse hepsi göle deniz demiş. Buryatlar göle Baigal dalai diyor ve dalai deniz anlamına geliyor. Evenkler göle Lamu, yani deniz diyordu, Çin kaynaklarında adı Kuzey Denizi. Sahacada da bayğal kelimesi deniz ve okyanus anlamında kullanılıyor.

Saydam Balık, Tatlı Su Foku

Gölde 2.600'ü aşkın hayvan türü yaşıyor ve bunların yarısından fazlası yalnızca Baykal'da var. Golomyanka bunların en tuhaflarından. Pulu ve yüzme kesesi olmayan, gövdesi yarı saydam bu balık yumurta bırakmıyor, binlerce larvayı doğrudan doğuruyor. Göldeki balık kütlesinin üçte ikisine yakınını oluşturuyor ve 10 dereceyi aşan sularda yaşayamıyor.

Nerpanın, yani Baykal fokunun başlıca besini de golomyanka. Gölün tek memelisi olan nerpa, dünyada yalnız tatlı suda yaşayan iki fok türünden biri. Öbürü, 2025'te ayrı tür kabul edilen Finlandiya'daki Saimaa foku. Nerpa ikisinden çok daha kalabalık, sayısının 100 binin üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Okyanustan bu kadar uzak bir göle nasıl ulaştığı tartışmalı. En yaygın görüşe göre buzul çağında Kuzey Buz Denizi'nden Yenisey ve Angara üzerinden geldi.

Göldeki zooplanktonun büyük bölümünü oluşturan küçük bir kabuklu, epişura, suyu durmadan süzerek berraklığa katkıda bulunuyor. Ölçümlerde suya indirilen beyaz bir diskin 40 metre derinlikte bile seçilebildiği kaydedilmiş. Suyun mineral oranı da çok düşük. Yine de Listvyanka ve Khuzhir gibi yerleşimlerin önündeki kıyı sularında kirlilik ölçüldüğü için kıyıdan su içmemek gerekiyor.

Olkhon Adası: Şaman Kayası ve Köpek Dişi

Olkhon, Baykal'ın en büyük adası. 730 kilometrekarelik ada gölün batı kıyısına paralel uzanıyor ve anakaradan Küçük Deniz denen bir boğazla ayrılıyor. Buryatlar bu boğaza Narin dalai, yani dar deniz diyor. Adada 1.700 kadar kişi yaşıyor, çoğu Khuzhir (Buryatça tuzlak) köyünde. Suyla çevrili olmasına karşın ada yılda 200 milimetreyi bulmayan bir yağış alıyor, bu değer Orta Asya'nın kurak bölgeleriyle kıyaslanıyor.

Olkhon'un simgesi, Khuzhir'in hemen yanında suya uzanan Şaman Kayası. Buryatların Burhan Burnu dediği, mermer ve kireçtaşından iki tepeli kaya, şamanist inançta adanın sahibi olan ruhun mekanı. İçinden geçen mağaraya eskiden yalnız şamanlar girebiliyordu, kadınlar ise burna yaklaşmadan dolaşırdı. Şaman topluluklarının konseyi kadınların burna çıkmaması kuralını 2026 nisanında yeniden hatırlattı. Kuralın yasal bir yaptırımı yok. Kaya adanın batı kıyısında durduğu için akşamüstü güneş Küçük Deniz'in üzerinde batıyor, burnu kıyıdan izlemenin en güzel saati de bu.

Adanın kuzey ucundaki Khoboy Burnu'nun adı Buryatçada köpek dişi demek. Burnun ucundaki sivri, açık renkli kaya damarı bir köpek dişini andırıyor. Tur programında bu buruna gidilen gün akşama kadar sürüyor, yol boyunca koylarda ve kayalık kıyılarda mola veriliyor.

Adaya ücretsiz bir feribotla geçiliyor. Yazın seferler sabah yediden gece yarısına kadar sürüyor, ama sıra saatlerce uzayabiliyor. 2026 temmuzunda geceyi feribot kuyruğunda geçirenler oldu. İskele ile Khuzhir arasındaki yolun 2028'e kadar yeniden yapılacak olması yolculuğu ayrıca uzatabilir.

İrkutsk ve Listvyanka: Angara'nın Kaçtığı Yer

İrkutsk'ta ilk kale 1661'de Angara kıyısına kuruldu. Şehrin ahşap evlerinin en yoğun olduğu 130. Kvartal, 2011'de şehrin 350. yılı için elden geçirildi. Mahallede restore edilmiş özgün evlerin yanında yeniden inşa edilen ve başka semtlerden taşınan yapılar da var. Kvartal'ın içinde bir babr heykeli duruyor.

Babr, eski Sibirya Rusçasında kaplanın adıydı ve kelime Rusçaya Farsçadan, Türkçe üzerinden geçmiş. Osmanlıcada da kaplana bebr denirdi. 1790 tarihli İrkutsk armasında ağzında samur tutan bir kaplan vardı. Babr zamanla kunduz anlamındaki bobr ile karıştırıldı ve 1878 tarihli bir kararname armadaki hayvanı kırmızı gözlü, siyah, koşan bir kunduz olarak tarif etti. Ressamlar kaplana kunduz kuyruğu ve perdeli ayaklar ekleyince bugünkü melez yaratık ortaya çıktı. 2012'de dikilen bronz heykel bu hayvanı gösteriyor.

Listvyanka'nın yanında, İrkutsk'a 65 kilometre kadar uzaklıkta Angara gölden ayrılıyor. Nehrin çıktığı noktada su eksi 40 derecelik kışlarda bile donmuyor, her yıl 10-15 kilometrelik bir bölüm açık kalıyor. Suyun ortasındaki Şaman Taşı, Baykal Gölü'nün en bilinen efsanesine konu oluyor. Baykal, kızı Angara'yı İrkut'la evlendirmek ister, Angara ise sevdiği Yenisey'e kaçar ve öfkeli baba ardından bu kayayı fırlatır. İrkutsk'a adını veren İrkut da efsanenin reddedilen damadı. Buryatlar bu taşta nehrin iyesinin oturduğuna inanırdı. 1950'lerin sonunda taşı patlatma önerisi gündeme geldi, ama 1958'deki kamuoyu itirazından sonra projeden vazgeçildi.

Olkhon'dan dönüş yolundaki Taltsy Açık Hava Müzesi, Sibirya'nın ahşap mimarisini bir araya topluyor. Müzedeki yapılar arasında Ust-İlimsk baraj gölünün altında kalmaktan kurtarılıp taşınan 1667 tarihli bir kale kulesi de var. Listvyanka'nın kıyısındaki tezgahlarda tütsülenmiş omul satılıyor. Baykal'ın bu endemik balığının ticari avı 2017'den beri yasak, bu yasak 2026'da da sürüyor. Tezgahtaki balığın bir kısmı yerli halklara tanınan kotadan, bir kısmı Lena'nın Arktik omulundan geliyor. Rus gıda denetim kurumu da yalnızca resmi satış noktalarından alışveriş yapılmasını öneriyor.

Sibirya'ya Ne Zaman Gidilir?

Yakutistan ve Baykal için yaz, haziran başından ağustos sonuna, üç ay kadar süren kısa bir mevsim. Yakutsk'ta öğleden sonraları haziranda 23, temmuzda 26 dereceyi buluyor. Eylülde ortalama en yüksek sıcaklık 12 dereceye iniyor, ekimde gündüzler de sıfırın altında kalıyor.

Haziranın ikinci yarısında beyaz geceler sürüyor ve Lena tekneleri sezonu yeni açmış oluyor. Ne var ki Orta Yakutya'da sivrisinek de en çok bu haftalarda, haziranın ortasıyla sonu arasında bastırıyor. İyi bir kovucu ve uzun kollu giysiler çantaya ilk girmesi gereken iki şey.

Temmuz ortasından sonra sivrisinek hızla azalıyor, ağustosta yerini moşka denen küçük kan emici sineklere bırakıyor. Baykal'ın sığ koyları bu haftalarda 18-23 dereceye ısınırken açık gölün yüzeyi 15 dereceyi pek geçmiyor. Baykal Gölü'nde yüzülür mü diye soranlara cevap koya göre değişiyor. Sığ koylarda yüzülüyor, açık gölde ise ancak girip çıkılabiliyor. Temmuz ve ağustosta orman yangınları da çıkabiliyor. Bazı yazlar duman Sibirya şehirlerine kadar ulaşıyor, 2021'de Yakutsk'ta uçuşlar ve nehir seferleri bu yüzden bir süre durduruldu.

Vize ve Hazırlık

Türkiye'den Yakutsk'a en yaygın yol Moskova aktarması; Moskova-Yakutsk uçuşu tek başına altı buçuk saat kadar sürüyor. Umuma mahsus pasaport taşıyan Türk vatandaşları Rusya'ya vizeyle giriyor. Elektronik vize tek girişli ve 30 güne kadar kalış hakkı veriyor; başvurunun girişten en geç dört gün önce yapılması gerekiyor. Rusya'da geçerli bir sağlık sigortası da isteniyor. Yurt dışında basılmış Visa ve Mastercard kartları, Türk bankalarınınkiler de dahil, Rusya'da çalışmıyor. Harcamalar için yeni basılmış, temiz euro ya da dolar götürmek gerekiyor. Yakutsk'ta saat Türkiye'den altı, İrkutsk'ta beş saat ileride.

Koyun Küreği Pişene Kadar

Yeni Tang Tarihi'ndeki koyun küreği cümlesi, Çin sarayından bakınca ulaşılmaz görünen bir kuzeyi anlatmak için kurulmuştu. Haziranın sonunda Yakutsk'ta aynı cümle abartı gibi durmuyor. Güneşin batışıyla yeniden doğuşu arasında dört saatten biraz fazla zaman var ve gökyüzü bu arada da kararmıyor. Tang tarihçisinin mutfak hesabı burada neredeyse tutuyor.

Yakutsk'tan İrkutsk'a uçuş, Lena'nın akışına karşı üç saat kadar sürüyor. Sahaların ataları aynı yolu güneyden kuzeye, atları ve sürüleriyle kuşaklar boyunca kat etmişti. Bukla'nın Sibirya turu bu yolu kuzeyden güneye izliyor. Yakutsk'ta donmuş toprağa oyulmuş tünellerle başlıyor, Lena Sütunları'na uzanıyor, Olkhon'a uğruyor ve Angara'nın gölden ayrıldığı Listvyanka'da bitiyor. Haziranda bu yolu izleyen biri için gökyüzü ilk kez Baykal kıyısında kararıyor.

Etiketler: permafrost yakutistan baykal gölü sibirya yakutsk irkutsk olkhon lena sütunları saha türkleri ısıah

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekmektedir. Giriş Yap
Henüz Yorum Yapılmamış

İlk yorumu siz yapın!

Giriş Yap yorum yapmak için